29 Eylül 2011 Perşembe

Hoş geldin bahar...



hoşgeldin bahar... son kez gelemeyeceksen bile adına sonbahar denmiş...

hep yaşlı, ömrü tükenmek üzere olan birini anımsatırsın bana...

gözlerinde hüzünlü bir bakış ve yılların yaşanmışlıkları omzuna çökmüş yorgun bir beden gibi canlanırsın gözümde...

Aslında  bilinmez belki ama, ağaçlar ölmemek için döker yapraklarını....kışın kökleri güçlensin diye yapraklara oksijen göndermez ve bu yüzden sarartıp döker yapraklarını.. bir nevi yeniden doğuş için küçük yapraklarından vazgeçer...

Sonbaharsa hüzünlüdür hep...
yazın ışıltısının olmamasımıdır hüznü veren yoksa güneşin ışıklarının bizi gerçekten ısıtmaması bilinmez...
belki de bizde mutluluklar için hüzün biriktiriyoruz daha da güçlenmek isteyen oksijen depolayan ağaçlar gibi...

Hoşgeldin güz...

sen yine de hüzne boğma bizi... aydınlık olsun günlerin... yağan yağmurlarından sonra yedi renk açsın gökkuşağı...ve biz kahkaha olmasa da gülümseyebilelim en azından yürekten...