7 Ekim 2011 Cuma

72. KOĞUŞ

Uzun zamandır film izlememiştim ve bu açığı kapatmaya karar verdim :))
Sanırım bu sene dizi izlemek bana çok zevk vermiyor... Öyle çok fazla dizi seyreden biri değilim ... yani her kanaldaki diziye bakıyım aman bunu cdye çekiyim netten izliyim gibi hastalıklarım yok...
O yüzden bu sene sanırım çok dizi izlemeyi düşünmüyorum...
  Arada ona zap zup yapmaktansa bende oturup izlemediğim filmleri alıp seyretmeye karar verdim...
İzlemeye de Türk filmlerinden başladım ...

72. KOĞUŞ


Eşe dosta selam, inandığım doğruların adamı oldum, böyle yaşadım, karınca kararınca bu doğruların savaşını daha çok sanatımda yapmaya çalıştım, kursağıma hakkım olmayan bir tek kuruş dahi girmemiştir.”
Orhan Kemal (ölümünden üç ay önce yazdığı bir söz)


Büyük Usta Orhan Kemal'in ölümünden önce yazmış olduğu bu söz sanırım 72. koğuşta anlatmak istediği gurur, insanlık, doğruluk, yardımseverlik gibi insanca duyguların hepsini içeriyor...


Orhan Kemal 'in başyapıtlarından olan ( kanımca her kitabı ayrı bir başyapıttır) 72 Koğuş kısaca ;


insan onurunun düşebileceği en dipsiz kuyunun hikâyesidir.
Tüm yapıtlarında her şeye rağmen insana olan inancını ve sevgisini korumuş olan Orhan Kemal; okurlarına, bu derin çukura yuvarlanmış olan insanların, en yakınını bile üç kuruşa vurabilecek kadar alçalmış olanların dünyasını bir koğuşun karanlığında bile direnişin sesini duyuruyor.
Alçalışın bile yok edemeyeceği insanlık onurunu dile getiriyor.


Film'in konusuna gelince

İkinci Dünya Savaşı Yıllarında 72. Koğuş 'taki  mahkumlar aracılığıyla gurur'u ve insan olmayı anlatıyor...

Film Rize'li biraz safça olan reis'e annesinden 150 TL gelmesiyle başlıyor.

150 TL. 1940 'lı yıllarda çok büyük bir para... Reis bu parayla ilk önce açlık karşısında zor durumda olan koğuş arkadaşlarına yemek yaptırıyor. Daha sonra bir döşek ve giysi alıyor. Bu sırada Konya Hapishanesinden "Fatma" sevk ediliyor ve Reis Fatma 'yı görür görmez aşık oluyor.

Reis'in parasında gözü olan Gardiyan Bobi bir tuzak kuruyor ve hiçbirşeyden haberi olmayan Fatma'nın ağzından mektuplar yazmaya başlıyor.


Oyunculuk;

Filmde bireysel olarak çok iyi kötüyü oynayan bir Civan Canova var ama oda kısıtlı yani genel olarak filmde öne çıkan şey sahneler... Açlık peşindeki insanların sahnesi... Karda çırılçıplak yıkama sahnesi...Burda da sanırım Yönetmeni tebrik etmek gerekiyor.

O yılları kenarının ucundan anlatan  fazla da gişe yapamamış br film.. Vasat değil ama süper de diyemem...

Bu film'in Kadir İnanır'lı 1987 yapımı Erdoğan Tokatlı imzalı ilk versiyonunu görme isteğini  içimde canlandırdı. Çünkü eski Türk filmlerini 40 defa tekrar tekrar izleyen ben nedense bu filmi hatırlamıyorum.

Son Söz

Gülmek istiyorsanız izlemeyin
Halinizden sürekli şikayet halindeyseniz mutlaka izleyin...