16 Nisan 2012 Pazartesi

Kurtuluş Son Durak




Yönetmen : YUSUF PİRHASAN

Konusu :
Psikolog Eylem (Belçim Bilgin) yakın zamanda evlilik hazırlıkları yapan, beraber olduğu sevgilisini çok seven bir kadındır. Fakat nişanlısı Okan ile beraber oturmak için Kurtuluş semtinde aldıkları eve sürpriz biçimde yalnız başına taşınır; zira Okan evlilik hazır olmadığını söyleyerek Eylem'den ayrılır. Eylem yeni taşındığı Saadet apartmanında aşk acısı ile depresyona girer. Apartmanda sıradan hayatlar yaşıyor gibi görünen 5 komşusu Eylem'e yardımcı olmaya çalışırken, kendi hayatlarını çok baştan aşağıya değiştirecek olaylar yaşayacaklardır.


Ömrü boyu yatalak babasına bakmış olan Vartanuş (Demet Akbağ); mafya babası sevgilisinin kendisini sürekli oyladığını fark eden Goncagül (Nihal Yalçın); çocukları için kendisini koca dayağına iyice alıştırmış olan Gülnur (Ayten Soykök) ve onunla aynı acıyı çeken kızı Tülay ( Damla Sönmez) ve bütün bunların içerisinde hayata pembe gözlüklerle bakmaya çalışan kuafor Füsun (Asuman Dabak), psikolojisini toplamaya çalışan Eylem'i Kurtuluş son durakta bulacaktır.


Şiddettin ister psikolojik, ister fiziksel her türlüsüne karşı olan bu kadınlar beraber daha da güçlü olduklarını keşfedeceklerdir....

Picole der ki;

Filmin ilk başladığı andaki müzik ve bir taksinin içinde eski güzel günleri düşünen bir kadın...
Hani sonsözün söylendiği bir elveda anı vardır ve sanki bütün sesler yok olmuş bütün renkler solmuştur.. 
Filmin ilk sahnesi bana da yaşadığım bir aşk acısını hatırlattı. O taksi de, o elvedadan sonra benimde aklımda hep güzel ve yanyana fotograflar vardı..  o müzik belki de çok uzun zaman önceye götürdü.. Evet artık yaşantımda o hüznün izi yoktu ama yine o sahne bana geçmişin de benim bir parçam olarak varolduğunu ve bugünkü mutluluğumu o üzüntüye borçlu olduğumu anlattı. Bunlar ilk sahnenin uyandırdıkları tabi:)


Kadına karşı şiddet filmin konusu... Filmi seyretmeden önce şiddeti bir komedi filminde nasıl anlatabilirler ki diye düşünmüştüm. 


Şiddet denilince akla hep kaba kuvvet geliyor... Ama aldatma .. Kadını bir sex objesi olarak görme ve ezme ... Kadına kadın olduğunu unutturmak.... sadece evde yemek  yapan, çocuklarına ailesine annesine babasına bakmak zorunda olan bir cinsiyet bir kimlik olarak görmekte bir duygusal şiddet onu es geçeriz nedense..


Filmde ara ara duruyor düşünüyorsunuz ama bazı yerler de komedi olduğundan kaynaklı kopukluklar yaşıyorsunuz...öyle ustalarla dolu bir kadrodan beklentiyi yüksek tutuyorsunuz ister istemez... Ama Ahmet Mümtaz Taylan'a da hakkını vermek gerekiyor:) En çok gülümsediğim anlar onun sahneleriydi.


Film hakkında sonsöze gelecek olursak Kadına değil yaşayan tüm Canlılara Şiddet bir acizlik belirtisidir. Hatta filmde bazı anlarda erkekler de ciddi derece şiddet görmüyor değil :)   


Komedi filminden bu kadar ciddi bir konuda ders çıkarmaya gelince bir atasözü vardır hani "Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az"