17 Ağustos 2011 Çarşamba

17 Ağustos 1999-2011



17 Ağustos...
üstünden çok uzun zaman geçmedi...
ama kötü anıların üstünü örtmeyi sever insanoğlu...

hala kulağımdadır çığlıklar... o deprem sesi hiç gitmez aklımdan..
o korku... o çılgınca korkuyu hiç unutamam...
Hiç düşünmeden sevdikleriniz için delice bir merak...
ve hiçbir zaman geçmeyeceğini bildiğiniz derin yaralar...

aynı kalp çarpıntısıyla uyanırsınız zaman zaman... tansiyonunuz ya düşmüş yada çıkmıştır... Kalbiniz o denli çarpıyordur ki yatak sallanıyor sanırsınız... işte o korku hep içinizdedir...

Benim gibi depreme hep yalnız yakalananlardansanız bedeniniz bir süre sonra rihter ölçeği gibi alarm vermeye başlar... Ben 17 Ağustos'ta İstanbul'da deprem korkusu yaşarken ailem depremin ortasında yalovadaydılar... o haber alamadığım saatlerde aklımdan neler geçtiğini neler yaşadığımı ve kaybetme korkusunun depremin nasıl önüne geçtiğini çok iyi bilirim...Allah'a çok şükür benim büyük bir kaybım olmadı..

Depremden saatler sonra taşıma kapasitesinin çok üzerinde kaçak esirler gibi tıkış tıkış bir deniz otobüsüyle Yalova'ya gittiğimde gördüklerim duyduklarım içimde derin izler bıraktı... Belki de buyüzdendir depremden delice korkmam...Depremden ve enkaz altında kalmaktan...

1999 'da deniz otobüsten indiğimde ben bir savaş şehrine gelmiş gibiydim... Her yerde ambulanslar vardı ve ölüm kokuyordu... Yıkılmış binalar, duman ve tanınmayan bir şehir... bir yıl sonra Yalova yaralarını sardı denildi...En çabuk Yalova toplandı denildi... Gerçekte de öyleydi eski görünümüne eski neşesine kavuşmuşmaya başlamıştı. Meydan da ki Atatürk heykeli dışında herşey aynıydı...Heykel depremden zarar görmüş ve kaldırılmıştı....




Sahile bir deprem anıtı yapılmıştı... Büyük beyaz kayalar mezar taşlarını temsil ediyor ve üstlerinde de depremde hayatlarını kaybedenlerin isimleri yazıyordu... Bir nevi toplu mezar görünümündeydi.. Ortada gözyaşının hiç bir zaman kurumayacağını belirten bir sembol ve üzerinden gözyaşları gibi yavaş yavaş akan sular...Deprem anıtı içindeki fotograflar o çalan müzik evet depremi yeniden yaşatmaktaydı...

Anıttan biraz uzaklaştığınızda herşey hiçbirşey olmamış gibiydi....

İnsanlar dışında....

Onlar heykel değillerdi ki depremden zarar gördük diye yerleri değiştirilsin, yerleri değiştirildi diye üzülmesin...onlar heykel değillerdi ki hergün gördükleri sevdikleri insanlar bu dünyadan göçüp gitsin vebirşey hissetmesin... Onlar bir şehrin mimarisi gibi değillerdi ki bir yılda yaraları sarılsın eskisi gibi olsun...

17 Ağustos'ta hayatını kaybeden herkese Allah'tan rahmet, tüm geride yarım kalanlara sabır diliyorum...

unutmayacağımızı biliyorum...

Bazı izler asla silinmezler...

picole
17.08.2011